günle eş olmaktır. kolay değildir. bir gün gelir, bir gün daha gelir, kuma gömerler. gelin gelir hepsi. kuma derler. o yüzden güneşin zamanı kum saatiyle ölçülür. kum saati muğlaktır çünkü. günü gününe uymaz. o yüzden kargaşa vardır. kaos derler. günlerin güneşten doğurduğuna gün ışığı denir. çocuklarıdır onların.
çocukları herkes sever.
çocuklar herkesi sevmez. karanlığı örneğin. galaksi çoğunlukla karanlıktır, hay aksi. güneş çoğunluğa bir başkaldırıdır. günler çok olduğu için, onları dağa kaldırır. bize daha çoook yol aldırır güneş. çok gün daha kaldırır bu yükü, aldırmaz. gün ışıklarının hepsi sakat doğar bu yükten. babalarının günahı yüzünden çok hassastırlar. sudan sebeplerle bile kırılırlar. kriptonitleri prizmadır. tek bedenden çokları fışkırır. yeryüzünde hiçbir öğrencinin yapmadığını yapıp tek bedenden kalırlar. veli toplantısı güneş tutulmasına denk gelir hep. kozmik tesadüfler bir karneyi imzalamak için gereklidir.
güneş bazen bir şehirli gibi giyinip ormanı terk eder. gelir insanın başına çarpar. şantaj yapmanın yolunu böyle bulmuştur. geceleri kendini özletir. kendinden bahsetmeye zorlar. hoş olmaz pek işte görüyorsun. ama sabah olur eninde sonunda.
İnsanın sezdiği/hissettiği/düşündüğü/inandığı bazı şeyleri başkasına, hatta bazen kendisine (ileriye not olarak yahut şeyleri daha açık görmek için) aktaracak dili bulamaması, en az iki şeye yol açıyor: Özgünlük ve yalnızlık duygusu. Biri olumlu, biri olumsuz; tuhaf.